Duygularımızdaki değişiklikler, yeme durumumuzu farklı şekillerde etkileyebiliyor. Örneğin çok mutlu olan bir kişi, iştah artışı yaşarken başka biri aynı durumda bir şey yemek istemeyebiliyor.

“Duygu Değişikliği ve Yeme Eğilimi Arasındaki İlişki” yüksek lisans tez konumdu. Çok ilgimi çeken bu konuyla ilgili Türkiye’de ve dünyada yapılan pek çok araştırmayı ayrıntılı şekilde taradım. 150 yetişkin obez bireye hissettikleri farklı duygular sırasında tüketmek istedikleri besinleri bir anket aracılığıyla sordum.

Bu duygular şunlardı:

1-Üzgün ve mutsuzken,

2-Travmatik bir olay sonrasında,

3-Endişeli ve kaygılı iken,

4-Yalnızlık hissinde,

5-Sınav stresi/iş stresinde,

6-Mutlulukta,

7-Aşk heyecanında,

8-Başarısız/yenilgide hissedilirken,

9-Halsiz/ hasta hissedildiğinde.

Anketlerde çok ilginç sonuçlar çıktı ortaya! Duygularımızdaki değişiklikler, yeme durumumuzu farklı şekillerde etkileyebiliyor. Örneğin çok mutlu olan bir kişi, iştah artışı yaşarken; başka bir kişi ise çok mutluyken bir şey yemek istemeyebiliyor.

Her zamanki gibi burada da “kişiye özel diyet”in önemi ortaya çıkıyor. Ruhsal durumumuz iştahımızı etkiliyor! Psikolojik durumumuz ve beslenmemiz o kadar yakından ilişkili ki! Ruhsal durumumuz; o anda seçtiğimiz yemekleri, yediğimiz miktarı hatta yeme sıklığını bile etkiliyor.

Stresliyken çok yiyoruz; mutluyken iştahımız kesiliyor (bazılarımızın da iştahı artıyor); aşık olunca canımız bir şey yemek istemiyor; bir yakınımızın ölümü gibi travmatik bir durumda ise çoğumuzun iştahı tamamıyla kesiliyor. Duygularınız ile beslenme durumunuzu birbirinden ayırmaya çalışın! Takip ettiğim danışanlarıma duygu durumları ve beslenme arasındaki değşiklikleri mutlaka sorarım. Gerektiğinde bir psikoloğa yönlendiririm ki; kalıcı tedavi gerçekleşsin… Kilo almamak, hatta kilo vermek için duygu durumunuz ile beslenme durumunuzu ayırmanızı öneriyorum sizlere! Can sıkıntısında, çok stresli olduğunuzda önünüze ne gelirse yemek yerine; dışarı çıkıp spor yaparsanız hem kendinizi daha çok rahatlamış hissedersiniz; hem de hafif ve zinde hayatın tadını çıkartırsınız. Alışkanlıklarınızı değiştirebilirsiniz; yeter ki kendinizi sevin! Mutsuzken çok yiyoruz; pişmanlık duygusu ile birlikte daha da mutsuz oluyoruz! Üzgün ve mutsuzken de yeme durumumuz değişiyor. Mutsuzken fazla miktarda besin tüketen kişilerde, “mutsuzluk” duygusuna yemek sonrası “pişmanlık” duygusu da ekleniyor; ardından kişi daha da mutsuz oluyor.

Bu kısır döngüyü kırmak lazım!

Geçici değil; kalıcı düşünün! Yemek yerken yaşadığınız beş dakikalık bir mutluluk mu; yoksa hafif ve zinde geçireceğiniz ömür boyu bir mutluluk mu sizin istediğiniz? Travmatik bir olay sonrasında hiç yemiyoruz! Bir yakınımızın ölüm durumunda veya bizi çok derinden üzen ve sarsan travmatik bir olay sonrasında yemek yemek istemeyiz; hatta hızlıca kilo veririz.

Bu verilen kilolar açlığa bağlı oluşan kas ve su dokusu kaybıdır. Kas ve su doku kaybı, kişide halsizlik yaratır. Güçlü olmamız gereken bu zor günlerde aşırı halsizlik yaşamamak için, sağlıklı besinlere yönelmemiz gerekir. Sıkıntı veya stresliyken aşırı yemek yiyor; ardından kiloları alıyoruz! Öfke, depresyon, sıkıntı, anksiyete ve yalnızlık gibi negatif duygu durumlarında ‘fazla yeme’ davranışının ortaya çıktığı yapılan pek çok bilimsel araştırmada görülmüştür.

Yemek ve Aşk

Obez bireylerin sinirli olduklarında aşırı yemek yedikleri ve yemenin anksiyetelerini azalttığı bilinmektedir (Besinlerin tüketimi, mutluluk hormonu sentezinde artışa sebep olmaktadır.) Stresliyken çıtırtılı sesler çıkartan, hızlı yenen besinlere yöneliyoruz. “Stresliyken canınız ne ister; hangi besinlere yönelirsiniz?” sorusunu yönelttiğim kişilerin büyük çoğunluğunun “hızlı yenen, çıtırtılı ve gürültülü sesler çıkartan, lezzetli ve yüksek kalorili besinlere (cips, çekirdek, kabuklu fıstık gibi)” yöneldiklerini gördüm. Bu tarz besinlerin kişilerin stres durumlarını bir miktar olsa rahatlama ve efor sarfetme amacıyla tercih ettikleri düşünülebilir.

Stresliyken YEMEK YERİNE SPOR yapın! Stresli ve sıkıntılı olduğunuz zamanlarda yemek yemek yerine yürüyüş yaparak veya dans ederek stresinizi atabilirsiniz. Böylece spor yaparak kendinizi daha iyi hisseder ve ideal kilonuzu da korumuş olursunuz. Mutluyken daha çok yiyoruz. Yapılan çalışmalarda; mutlu olunan zamanlarda daha çok açlık yaşandığı ve yeme eğiliminin arttığı görülmüştür. Bazı bireylerin ise mutluyken yeme durumu değişmeyebilmektedir. Kişilere mutlu olunan zamanlarda ilk tükettikleri ve sıklıkla tercih ettikleri besinleri sorduğumda çoğunluğundan “kapsamlı bir ana öğün yemeği” cevabını aldım. Çok mutluyken “Şöyle güzel bir yemek yiyelim!” cümlesini sıklıkla kullanmaz mıyız? Aslında bu cümleyi  “Sahilde harika bir yürüyüş yapıp; manzarası güzel olan bir yerde kahve keyfi yapmaya ne dersin?” şeklinde değiştirebilsek keşke. Mutluyken iştahımız artıyor; stresliyken iştahımız artıyor; biraz da bahane mi arıyoruz ne!

Aşk duyguların belki de en güzeli! Aşık olunca iştahımız kapanıyor; hatta bir süre hiç yemek yiyemediğimiz bile oluyor. Bilimsel araştırmalar bu ilişkiyi şöyle açıklıyor: Aşk ve sevgi ilişkileri sırasında dopamin hormonu salgısındaki artışla beraber serotoninin salgısının azalması söz konusu. Bu azalma, özellikle bazı reseptörler üzerindeki etkisiyle iştah durumunda; hatta gastrointestinal sistem işlevinde değişikliklere yol açabiliyor. Aşık olunca iştahımızın azalmasının yanı sıra; ishal gibi durumlar da görülebiliyor.

Duygu durumumuzla sindirim sistemimiz de yakından ilişkili. Çikolatayı bazen bizi mutlu etsin diye yiyoruz; bazen de mutluluğumuza mutluluk katsın diye. “Aşık olunca en çok hangi besine yöneliyoruz?” sorununun cevabını merak ettim; “çikolata” cevabının çoğunlukta olduğunu gördüm.

Çikolatanın verdiği hazza alternatif önermek istiyorum: çilek. Çilek, seratonin hormonunu salgılatıyor ve de afrodizyak etkiye sahip. Çilek tüketerek hem daha az kalori; hem de daha fazla antioksidan almış olursunuz. Hem de şuanda çileğin tam zamanı iken! Unutmadan; bir avuç çilek bir porsiyon meyveye denk.

Kendimizi başarısız hissettiğimizde hamur işi besinlere ve hamburgere yöneliyoruz! Başarısızlık hissi yaşarken ilk tüketmek istediğimiz besinler ise: hamur işi besinler gibi tuzlu ve doyurucu besinler veya hamburger oluyor. Bu besinlerin bizi iyi hissettirdiğine ve başarısızlık hissi durumunda karbonhidrat isteğimizin olduğuna dair bazı araştırma sonuçları da mevcut. Bu durumun farkında olup doğru besin seçimlerine yönelmeliyiz. Mutlu, pozitif, sağlıklı, hafif ve renkli beslenerek geçireceğiniz harika bir bahar ve yaz mevsimi diliyorum sizlere…
İpek Ağaca Özger Uzman Diyetisyen