“Bodrum, Bodrum dedikleri iki dükkân bir de furun, peynir ekmek yiye yiye ne ağız kaldı ne burun” tekerlemesiyle anılacak kadar küçük, mahrumiyet yeri bir kıyı kasabası. Cevat Şakir’in sürgün edildiği tecrit bölgesi.

 

Yedi, sekiz yaşlarındaydım. Doğum yerim sorulup da “Bodrum,” dediğimde mahallenin çocukları, çocukların anneleri, okulda öğretmenlerim yüzüme dehşetle bakarlardı. Nadiren, cesaretini toplayan birisi sorardı: “Gerçekten bodrumda mı doğdun?” Sanki “ahırda”, “tarlada” doğmuş bir masal kahramanıyla karşılaşmış gibi bir şaşkınlık okunurdu yüzlerinde. Haklıydılar da şaşırmakta. Zira o yıllarda henüz Bodrum “Bodrum” olmamıştı ve Bodrum kelimesi, Ankara’da apartman hayatının içindeki insanlar için binanın bodrumundan başka bir şey ifade etmiyordu. Yine de Bodrum masalımız bununla ilgili değil. “Bodrum, Bodrum dedikleri iki dükkân bir de furun, peynir ekmek yiye yiye ne ağız kaldı ne burun” tekerlemesiyle anılacak kadar küçük, mahrumiyet yeri bir kıyı kasabası. Cevat Şakir’in sürgün edildiği tecrit bölgesi.

 
Yetmişli yıllarda sadece Mavi Tur’u keşfetmiş birkaç elit’in Bodrumuydu memleketim. Elbette bir de Bodrumluların, mübadele ile gelmiş Giritlilerin. Aradan yıllar geçti, seksenlerde turizm patladı, Bodrum tanınır, bilinir, duyulur oldu. Yaz aylarında nüfusu saptanamayacak kadar hareketli, trafiği büyük şehirleri hatırlatırcasına yoğun. Bugün her birimizin anıları, tatilleri, hiç değilse bir defa uğramışlığı var Bodrum’a. Bilinmeyen Bodrum Bildiğiniz değil, bilmediğiniz Bodrum’dan bahsedeceğim sizlere. Ne gece hayatından ne tarihinden ne de turizminden, yerlileri dışında çok az kişinin, biraz meraklılarının, bazı bilim insanlarının bilebileceği bir konudan, “Bodrum’da yetişen orkide türlerinden” bahsedeceğim. Orkide, duyulur duyulmaz ya Uzakdoğu bitkisi olarak ya da saksı çiçeği olarak gelir gözümüzün önüne. Boylu poslu, gösterişli haliyle herhalde en güzel hediyelerden biridir. Oysa bir de doğada yetişen hali vardır orkidenin. Anadolu’nun nadide güzelliğidir. Anadolu’da yetiştiği bildirilen 170 ayrı orkide türünden 40 türü endemik tür  olarak tanımlanmıştır.

 
Ilgaz Dağlarında, Datça’da, Fethiye’de, Marmaris’te, İzmir’de, Samsun’da, Maraş’ta karşımıza çıkacak 170 tür orkide mevcut. Halk arasında değişik türlerinin aldığı isimlerle “kedigözü”, “katırtırnağı”, “tavşan topuğu”, “arı çiçeği”, “dildamak” gibi isimlerle de anılan bitkinin Türkçedeki asıl karşılığı saleptir (sahlep). Anadolu’nun bereketli topraklarında, sizlerin de yaşadığınız bölgelere yakın kolonileri bulunduğundan emin olabilirsiniz. Sahlep çiçeklerinden duyulan masal Tam da bu metni hazırladığım mart-nisan ayları içinde Bodrum yarımadasında saleplerde çiçeklenme başlar. Ancak onu aramayı bilmeyen gözler, çoğu zaman yürüdüğü alanda üstüne basıp geçebilir de fark etmez bile bu nadide güzelliği.

 

Yerden fazlaca yüksek olmayan ve Ege’nin yemyeşil kış aylarında otların arasında kaybolan sahlep çiçeklerinin fotoğraflarını çekmek, doğal alanlarında önce yapraklarının çıkışını, çiçeklerin tomurcuklanmasını, sonra açmalarını, arıları kandırmalarını seyretmek bir başka Bodrum masalıdır. Özellikle zeytinliklerde kendine ya şama alanı bulmuş sahlepgiller ailesi üyelerinin iki büyük düşmanı var. Kontrolsüzce gelişen inşaat alanlarının onlara ait yaşam alanlarını yok etmesi ve sahlep elde etmek amacıyla doğadan yumrularının sökülmesi.

Topraklarımızda yaşayan 170 türün bazıları dünya üzerinde sadece Anadolu topraklarında bulunuyor. Anadolu’da ise sadece Muğla’da, Bodrum’da yetişen bazı orkide türleri var.

Evet, kış aylarında severek içtiğiniz sahlep, yediğiniz dondurmanın içindeki sahlep bu güzel ve özel bitkinin yumrularının doğadan kontrolsüzce sökülmesiyle elde ediliyor. Bu sanıldığı kadar kolay değil. Dört kilo yaş salep yumrusu, bir kilo kuru salep veriyor.

 

Bir kilo toz salep elde edebilmek için yaklaşık 2.600 orkide yumrusu doğadan sökülüyor. İnşaatlar uğruna yapılan katliam Çocukken sömestr tatillerinde en yakın tepeden, kırlık alandan papatya toplar gibi topladığımız sahlep çiçekleri artık görülmez oldu. Her geçen yıl neslinin tükenmesi tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor. Değil kırlarda görmek, gittiğim en uzak yaşam alanlarında bile orkide kolonilerinin talan edildiğini görüyorum. Bir anne yumrunun yanında oluşan bir yavru yumru ile çoğalan, tohumdan üremeyen bu güzel, özel bitkinin yumrularının alınması aslında geri dönüşsüz bir katliam. Ancak birkaç koruma projesi kapsamında, birkaç gönüllünün çabası ile yaşamlarını sürdürüyorlar.

 

Karaova’dan başlayıp, Mumcular, Yalıçiftlik, Kızılağaç, Yalıkavak, Torba, Ortakent ve Bitez’in inşaat saldırısına uğramamış alanlarında, henüz yumrularının sökülmediği sahlep kazıcılarının keşfetmediği yerlerde inatla hayata tutunuyor orkideler. Bodrum’un gerçek yüzü Turizmden ve tatilden istediğiniz sadece “yazın gördüğünüz Bodrum” değilse, dağlarda mahcup bir eda ile varlığını korumaya çalışan birkaç koloniyi görmek isterseniz, kış aylarında, portakal, mandalina ağaçları çiçeklenirken mis gibi kokular etrafa yayılırken, fotoğraf çekmek, doğa gözlemi yapmak hobiniz olabilirse sizleri bir de bu mevsimde bekleriz Bodrum’a. Bölgemize, direkt uçuşlar bittiği halde, Almanya’dan İsviçre’den Amerika’dan kış aylarında sadece orkide, flamingo fotoğraflamaya gelen nadir yabancı turistin yanında sizleri de ağırlamaktan mutluluk duyarız.

 

Her şehrin bir herkesçe görünen ve çok bilinen yüzü, bir de görünmeyen yüzünde saklı onlarca küçük hikâyesi vardır. Magazin basınından geriye kalan Bodrum’un onlarca hikâyesinden Orkideler bu sayıda fotoğraflarıyla misafirlerimiz oldular. Yaşama tutunabilmeleri ve sonraki nesillerin de onları görebilmelerini ümidiyle.