Bütünsel diş hekimliği nedir?

Bütünsel diş hekimliği nedir?

Diş hekimliği ve Tıpta vücuda bir bütün olarak bakan, bedenin her köşesinin her yerle bağlantılı olduğunu düşünerek sinyalleri gören, dışarıdan gelen zararlı etkenleri göz önünde bulunduran, semptoma değil sebebe odaklanarak tanı ve tedavilerini yapan bakış açısıdır.

Günlük hayatımızda çoğumuz ağız ve dişlerimizin gördüğü görevlerin hatta onların varlığının bile farkına varmayız. Günlük hayatta, ağrı sızı veya  herhangi bir sorun olmadığı sürece, tüm organlarda olduğu gibi, ağız ve dişlerin de gördüğü görevler hatta onların varlığı bile fark edilmez. Ağzın en bilinen rolü, sindirim sisteminin giriş noktası olması ve sindirim sürecini başlatmak için tasarlanmış olmasıdır. Dişler besinleri ısırmak, koparmak, öğütmek için, dil ağzın içinde besinleri çevirmek ve tat almak için, tükürük ise yutmaya yardım etmek ve yiyeceklerin sindirimini başlatmak içindir. Pek çok kişi ağzın ve dişlerin sadece bu görevlerinin farkındadır.

Dünya Sağlık Örgütü’nün genişlettiği tanıma göre sağlık, sadece hastalık olmaması değil; fiziksel, zihinsel ve sosyal tam bir iyilik halidir. İyilik hali içine ağız sağlığı da girmektedir. Bununla birlikte dünyanın en yaygın enfeksiyon hastalıklarının diş çürüğü ve periodontal hastalık olduğu görülmektedir. Vücuttaki her semptom bir sinyaldir ve vücutta bir şeylerin yanlış gittiğine dair bir uyarıdır. Vücut eğrelti otu gibidir. Yani en küçük parça bile bütünün aynısıdır. Bu yüzden ağzımız, dişlerimiz, dilimiz vücudun bütününün aynısıdır ve bütün organların yansımasına sahiptir. Hipokrat’ın dediği gibi AĞIZ SAĞLIĞIN AYNASIDIR.
Bütünsel diş hekimliği ve tıp nedir? 

Dişhekimliği ve Tıpta vücuda bir bütün olarak bakan, bedenin her köşesinin her yerle bağlantılı olduğunu düşünerek sinyalleri gören, dışarıdan gelen zararlı etkenleri göz önünde bulunduran, semptoma değil sebebe odaklanarak tanı ve tedavilerini yapan bakış açısıdır. Modern Tıp, semptomu tedavi etmeye odaklanırken, Bütünsel Tıp semptomu ortaya çıkaran sebepleri ortadan kaldırmaya odaklanır. Böylece, dışarıdan gelen sebepler ortadan kaldırıldıktan sonra içeriden gelen sebepleri vücut kendi kendisine iyileştirebilir. Diş ve dişetlerindeki ve ağızdaki problemler sadece estetik ve fonksiyonel problemler değildir. Diş ve dişetlerinde bulunan sinirsel anastomozlar, lenfatik akış, kan akışı, bağ dokusu tüm vücudu etkileyen merkezi bir rol oynamakta ve bütün vücudu etkilemektedir. Vücuttaki her semptom, bir sinyal, vücuttaki bir şeylerin yanlış gittiğine dair bir uyarıdır.

 

Örneğin arabayla giderken benzin göstergesinin yandığını düşünün, bu size bir uyarıdır. Siz bu uyarıya cevap verip, gidip benzin alabilirsiniz ya da göstergeyi görmezden gelip yolda kalabilirsiniz. Vücudumuz da ilk sinyallerini birçok kez ağız bölgesinde verir. Görülmesi kolay bir bölge olduğu halde tıp doktorları burayı vücuttan ayrı bir bölge gibi değerlendirip dikkate almamaktadırlar. Ancak vücutta oluşan hemen tüm sistemik hastalıkların hepsinin ağızda bazı belirtileri vardır. Bedende hastalık adını verdiğimiz semptomlar hemen görülmezler.

Çünkü vücudun kendini iyileştirme kapasitesi vardır.  Bir taraftan vücudu bozan pek çok faktör ortaya çıkar bir taraftan vücut kendisini iyileştirir. Ne zaman bozucu faktörler kendini iyileştirme kapasitesinden daha fazla olursa o zaman hastalık meydana gelir. Kronik hastalıkların %30’u bozucu alan adını verdiğimiz, kronik inflamasyonun hiç bitmediği bölgeler nedeniyle olur. Vücut kendini iyileştirme kapasitesinin önemli bir bölümünü bu bölge için harcar ve bu durum uzun yıllar boyunca devam eder. Bu nedenle bedene yeni bir problem yüklenince bu sorunu çözmekte yetersiz kalır. Dişler ve çiğneme sistemindeki bozukluklar da bedenin pek çok bölgesinde sorunlara yol açan bu bozuklukların önemli bir kısmını oluşturur.
Bütünsel yaklaşımla çalışan diş hekimleri dişsel sorunlara farklı bir pencereden bakar. Estetik ve fonksiyondan daha fazlasını görebilir.

Pek çok diş hekimi yarım dolmuş bir kanal tedavisini veya gömük bir dişin sorununun sadece lokal bir sorun olduğunu düşünür ve immün sistemin bununla baş edebileceğini düşünerek hastanın şikayeti olmadığı sürece bunu göz ardı eder. Oysa bilinmesi gereken durum sadece dişlerdeki değil çiğneme sistemdeki(dişler, dişetleri, kaslar, kemikler, sinirler, çene eklemi, ağız florasındaki doğal bakteriler vb.) bütün problemler ağız bölgesinde bir şikâyete neden olmasa bile vücudun bir başka bölgesinde başka bir probleme neden olabilir. Örneğin kronik bir diz ağrısının sebebi gömük bir diş olabildiği gibi, kronik bel ağrısının nedeni diş sıkma veya diş eksikliği yüzünden oluşan çene eklemindeki bozukluk olabilir. Ya da bir ağrısının sebebi kistli bir diş olabilir. Kronik enflamasyon kaynağı olmasının yanı sıra diş pulpası ve periodonsiyum sinir sistemi açısından son derece zengindir. Yapılan mikroskobik incelemelerde buralardaki sempatik liflerin ve duysal  sinir liflerin çok yoğun olduğu görülmektedir. N. trigeminus (dişlerin sinirsel inervasyonunu sağlayan ana sinir) kritik pozisyonu ve bağlantıları dolayısı ile son derece önemli bir konumdadır.

Alt batını inerve eden n. vagusu ve n. phrenicus bağlantısıyla beraber göğüs ve sırt bölgesini inerve eden n. glossopharyngeus, ve yüzü inerve eden n. facialis sinirlerinin bütün ağrı dokunma ve ısı duyuları beyinde dişleri inerve eden n. trigeminusun sensoryal çekirdeğine gelir ve bilgiler kortekse buradan gelir. Korteksin cevabı ise gene aynı çekirdek aracılığı ile gerekli organlara gider. Bu nedenle neredeyse bedende olan her olaydan n. trigeminusun yani çiğneme sisteminin, dişlerde olan her olaydan da bütün bedenin haberi olur ve yansımaları karşılıklı olarak görülür. Bütünsel Diş hekimliği ve Tıp tedavilerini yaparken modern dişhekimliği ve tıp yöntemlerinin yanı sıra vücudun kendini iyileştirme kapasitesini arttıran farklı teknikler de kullanır.

Dişhekimi olarak bizlerin amacı sadece lokal tedaviler yapmak değil, tüm organizmanın kendi gücü ile kendini tedavi etmesini sağlamaktır. 2015 yılında bu bakış açısıyla çalışan ve çalışmak isteyen dişhekimlerine ulaşmak ve eğitimler vermek amacıyla Bütünsel Diş hekimliği Derneği kurulmuştur. 2016 yılında kurulan Asya -Avrupa Tamamlayıcı Tıp ve Regülasyon Federasyonunun kurucu üyelerinden olan Bütünsel Diş hekimliği Derneği hem kendi bünyesinde hem de diğer tamamlayıcı tıp teknikleri uygulayan kardeş derneklerle işbirliği yaparak dişhekimlerine seminerler vermektedir.
NÖRALTERAPI Nöralterapi  vücudun kendi nörovegetatif (otonom) sinir sistemini kullanarak işlev gören, lokal anestezikler kullanılarak yapılan, organizmanın regülasyonunun (iç dengesini)   sağlanması ve beden fonksiyonlarının yeniden normale döndürülmesi esasına dayanan bir tedavi yöntemidir. Vücut üzerindeki belli noktalara ve alanlara lokal anestetiklerle bir uyarı gönderilir ve bu uyarıya vücut tarafından bir yanıt verilir.

Bu yanıt bize hem teşhis, hem de tedavi etme konusunda yön verir. Nöralterapi Avrupa’da yaygın bir şekilde hekim ve dişhekimi uygulamasında olan kalıcı bir tedavi yöntemi olmakla kalmaz aynı zamanda bir koruyucu hekimlik yöntemidir.

Çünkü kanserden basit bir ağrıya, grip gibi viral bir hastalıktan allerjiye kadar tüm hastalıkların temel patolojisi aynıdır. Hasta olan tüm doku ya da bedenlerde perfüzyon, lenfatik drenaj ve innervasyon bozuktur. Ve Nöralterapi bu sistemlerin regülasyonu ile hem hastalıklarla mücadelede hem de sağlıklı halin korunmasında (koruyucu hekimlikte) çok etkin kullanılan bir yöntemdir.
BAĞIRSAK FLORASI DÜZENLENMESI VE ŞELASYON Bütün mukozalarda bulunan doğal olarak genel ismiyle bağırsak florası veya mikrobiata adı verilen bir flora bulunur.

Bağırsak florasının metabolik, tropik ve koruyucu fonksiyonları vardır. Bu flora çeşitli nedenlerle bozulabilir. Flora bozukluğunun ağızda pek çok belirtisi vardır. Diş çürükleri, dişeti hastalıkları, dilde değişiklikler, kaslarda yorgunluk, kullanılan restoratif malzemelere hassasiyet gibi dişhekimliğini ilgilendiren pek çok semptomun altında bağırsak florasının bozukluğu görülür. Dişeti hastalıklarında üreyen patojen bakteriler de bütün floranın bozulmasında önemli bir yer tutar. Bu nedenle bütün floranın düzeltilmesi dişhekimliğinde yapılan tedavilerin kalıcılığı açısından önemlidir.

Dişhekimi olarak bizlerin amacı sadece lokal tedaviler yapmak değil, tüm organizmanın kendi gücü ile kendini tedavi etmesini sağlamaktır.

Dişlerdeki pek çok problem bozucu alan oluşturabilir. • Ölü dişler • Gömük dişler • Kronik enfeksiyon kaynağı oluşturan, iyi yapılmamış implantlar • Dişeti hastalıkları • Kistler, granülomlar • Bedenle uyumlu olmayan metaller • Bedenle uyumlu olmayan bütün diş malzemeleri • Çene eklemi hastalıkları bunların arasında sayılabilirler.

AKUPUNKTUR Akupunktur, Uzak Doğu Tao felsefesini esas alarak ortaya çıkan bir tedavi yöntemidir. WHO (Dünya Sağlık Örgütü) 1979da akupunktur tedavisini bilimsel bir yöntem olarak kabul etmiştir. Bu felsefeye göre,  canlı ve cansız her maddede ve her şeyde bir enerji vardır, Yin ve Yang arasındaki etkileşim bu enerjiyi (Qi’yi) üretir.

Canlı ve cansız her şey atomlardan oluşur ve atomların nötronları protonların etrafında bu enerji sayesinde döner. Bu enerji bir denge ve uyum sağlar. Bu enerjideki akım blokajları, dengenin bozulmasına ve hastalıklara neden olur.  Akupunkturun amacı bu dengenin korunmasıdır. Evrendeki her şey (Mikrosistem) daha büyük bir parçanın (makrosistemin) aynısıdır. Eğrelti otunu incelersek bunu çok daha kolay anlayabiliriz. Eğrelti otunun her küçük bir parçası bir büyük parçanın aynısıdır.

Bu durumu vücutta da görürüz.  Her bir küçük alan büyük alanın yansımasına sahiptir. Yani bir organda bir ağrı ya da hassasiyet varsa ağız akupunktur noktalarında ilişkili nokta hassas bulunur. Bu ağız akupunkturu noktasına akupunktur uyarısı verilirse ilişkide olduğu organın hassasiyeti ortadan kalkar. Dilde bir mikrosistemdir genel sağlığın bir ifadesidir. Dile bakılarak vücut enerji düzeyleri, asit-alkali derecesi, hidrasyon durumu anlaşılabilir.
HIPNOZ Bir kişinin telkinler veya suni hareketler aracılığı ile trans haline sokulması hipnozdur. Hipnoz ve hipnotizma kelimesini hemen herkes duymuştur. Ancak onun ne olduğu hakkında tatmin edici bir bilgiye sahip olan kişi pek yoktur.

Hipnoz halindeki kişi aslında bir konuya fazla konsantre olmuş kişidir. Heyecanla maç seyreden kişiye seslenildiğinde bunu algılamaması aslında onun bir çeşit trans halinde olduğunu gösterir. Herkes hipnozdan etkilenir, ancak trans derinlikleri farklı olabilir. Ancak: 6-7 yaşından küçük çocuklar, 65-70 yaşından büyük yetişkinler, psikoz hastaları, zihinsel problemleri olanlar, aşırı yoğunlaşma bozukluğu yaşayanlar, sağırlar, hipnoz hakkındaki önyargıları olup aşırı korkanlar hipnoz olamazlar.

 

Diş Hekimliğinde Hipnoz Kullanıldığı Durumlar: Diş hekimi korkusu olanlarda, anestezik madde kullanılamayacağı durumlarda, bulantı, öğürme refleksi dolayısıyla diş tedavisi yapılamayanlarda, diş sıkma, gıcırdatma, parmak emme gibi kötü alışkanlıklar UYGULAMALI KINEZYOLOJI Kinesioloji, “hareket eden kaslardaki enerji akışının kontrolü” demektir.

Fakat yanına uygulamalı kelimesi getirildiğinde yeni bir konsept oluşur ve vücut fonksiyonlarını değerlendirmek için kullanılan kas testleri anlamını alır. Bu yöntemle manuel olarak çeşitli kaslar test edilerek disfonksiyon alanları tespit edilir. Hastalıklar ilk olarak enerji alanlarındaki dengesizlikle başlar. Kinezyoloji bu safhadan başlamak üzere henüz semptomlar görülmeden önce bile sağlık problemlerini teşhis etmek için, kaslardaki zayıflıkların bulunmasıyla kullanılabilen  enerjitik bir fenomendir. Uygulamalı Kinesioloji dünyanın pek çok ülkesinde doktorlar, diş hekimleri, fizyoterapistler, kayropraktikler, masaj terapistleri ve hemşireler kullanmaktadırlar. Son yıllarda kinezyoloji mantığı ile hareket eden patolojik bilgilerin bilgisayar ortamına dijital olarak yüklenildiği cihazlar üretilmiştir.
BIR DIŞ HEKIMI KINEZYOLOJIK TESTLERI NASIL KULLANABILIR?

Ağız içinde kullanılacak malzemenin seçimi önceden yapılabilir. Kullanılacak metallerin, implantların, akrillerin hatta kanal dolgu malzemelerinin bile önceden bedenle uyumlu olup olmadığı test edilerek olası işlem sonrası oluşabilecek problemler önceden ekarte edilebilir. • Teşhis koyamadığınız veya hangi diş olduğunu ayırt edemediğiniz ağrılarda problemin gerçek kaynağını bulabilirsiniz.

Antibiyotik veya ağrı kesici yazılması gereken hastalarda doğru ilacı bulup en az dozajla en
kısa sürede iyileşme sağlayıp yan etkileri en aza indirebilirsiniz.
HOMEOPATI Homeopati Samuel Hahnemann tarafından 1796 yılında ortaya konulmuş bir tamamlayıcı tıp yöntemidir.  Hahnemann hastalıkların  altında miasms olarak adlandırılan fenomenlerin olduğuna  inanıyordu. İlaçlar art arda alkol veya distile su ile seyreltilerek yapılır ve bunlara remedy denir. Remedynin seçiminde hastanın semptomlarının tamamı, kişisel özellikleri, fiziksel ve psikolojik özellikleri önem arz eder. Diş hekimliğinde homeopati nispeten hafif akut durumlar ve kronik durumlarda kullanılır. Homeopati, normal mekanik diş hekimliğinin yerini tutmaz fakat hastanın tedavisinin daha hızlı ve konforlu olmasını sağlar.
FITOTERAPI Fitoterapi bitkilerle tedavi anlamına gelmektedir. Birçok ilacın kaynağı bitkilerdir. Bitkisel ekstreler vücuttaki birçok kimyasal uyarıcı ile etkileşime girmeleri ve farmakodinamik etki göstermeleri dolayısıyla ilaç özelliği taşırlar. Günümüzde fitoterapi Eczacılığın Farmakognozi ana bilim dalınca ele alınır. Diş hekimliğinde de kullanılan bazı bitkiler ve fitoterapik ilaçlar bulunmaktadır.
OSTEOPATI Osteopati hastalıklarda kasiskelet sisteminin etkinliği üzerinde duran sadece ellerle uygulanan bir tamamlayıcı tıp metodur. Osteopati WHO (Dünya Sağlık Örgütü) tarafından bir teşhis ve tedavi yöntemi olarak kabul görmüştür. Osteopati, anatomi ve fizyoloji esasına dayanır. Vücutta her sistemin birbiriyle uyumlu çalışması gerekir. Bu sistemlerden birindeki aksaklık vücudun genel işleyişini aksatır. Bu da vücutta fonksiyon bozukluklarına neden olur. Bu fonksiyon bozuklukları sonucu ağrı ortaya çıkar. Bu fonksiyon bozukluları tespit edilerek tedavi edilmeye çalışılır. Dişhekimleri osteopatiyi çene eklemi hastalıklarının tedavisinde kullanırlar.

 

Yorumlar (0)

Yorum yaz

E-Posta adresini yayınlanmayacacktır.