Çocuklarda inek sütü alerjisi Nedir

İnek sütü proteini intolerasyonunu ifade etmek için kullanılan inek sütü alerjisi bebek ve çocuk sağlığının yanı sıra yetişkinleri de etkiliyor. İnek sütü alerjisi hakkında en çok merak edilen soruların yanıtlarını okuyun, ailenizin sağlığını koruyun.

Prof. Dr. Sırrı Bektaş Çocuk Hastalıkları Uzmanı
Ne demektir?

Her memeli yavrusuna en uygun gıda kendi annesinin sütüdür. İnsan yavrusuna en uygun süt ise anne sütüdür. Bazı bebekler çeşitli nedenlerle anne sütü yerine inek sütü alırsa bazı bebeklerde inek sütüne karşı tepki olabilir. Çünkü inek sütünün içindeki süt proteini (kazein) bebek için yabancıdır, onu düşman olarak algılayıp tepki verir.

İnek Sütü Alerjisi

Bu da çeşitli şekillerde kendini gösterir. Bu belirtiler, inek sütü aldıktan hemen sonra ortaya çıkan ağlama, kolik, bulantı, kusma, ishal, deri döküntüleri, astım gibi çok hafiften çok ağıra doğru kendini gösterebilir. Bu belirtilerin biri veya bir kaçı bebeklerimizde görülebilir. Bu tabloya inek süt proteini alerjisi adını veririz.

Ne sıklıkta görülür?

Ortalama 100 bebeğin dört tanesinde inek sütü alerjisi görülür. Yani sık rastlanır. Ülkemizde her yıl bir milyon beş yüz bin bebek doğduğuna göre her yıl 60 bin bebek inek sütüne karşı alerjik olarak dünyaya gelmektedir.

Belirtileri nasıl anlaşılır?

İnek sütü alan bebek (formül mamalar da dâhil) ya hemen saniyeler içinde veya birkaç saat içinde cildinde kızarıklık ile belirti verebilir. Bu kızarıklık en çok dudak etrafı ve yanakta görülür ve gözden kaçmaz. Aynı anda huzursuzluk, ağlama, kolik (ayaklarını karnına çekerek, çığlık tarzında, katılırcasına, kızararak) sıklıkla olur. Kusma olabilir, kusmuk genellikle pütürlü ve aldığı süte benzer. Hemen ardından sümüksü, bazen az miktarda taze kan sürülmüş gibi, yeşil veya sarı renkli cıvık görünümlü kaka yapabilir. Bu duruma öksürük ve hışırtılı solunum eşlik edebilir.

Süt Alerjisi

Bu durumda ne yapılır?

Hemen çocuk doktoru veya hastaneye başvurup durum anlatılmalıdır. İnek sütü alerjisini kesin gösterebilmek kolay değildir. Kan, idrar, gaita ve alerji testleri doktor gerek görürse yapılabilir. Genellikle teste gerek yoktur. Şüphe edilen durumda inek sütü kaldırılır. Sadece anne sütü veya özel mamalar verilir. Şikâyetlerin azalması veya kaybolması gerekir. Bazı şiddetli durumlarda anneye inek sütü ve ürünleri de verilmez. Çünkü inek sütü proteini anne sütüne karışıp çocukta alerji neden olabilir.

İnek süt protein allerjisinde kullanılan özel mamalar nasıl etki gösterir?

Özellikleri nedir? Bu mamalar inek sütü proteini içermez. Proteinler aminoasitlerden yapılmıştır. Tek tek veya parçalanmış inek sütü proteini içeren aminoasitler ya hiç alerji yapmazlar veya hafif reaksiyon yapabilirler. Yalnız tatları pek de iyi değildir. Bebekler isteksiz içerler. Fakat zamanla alışırlar. Bu mamalara çeşitli tatlandırıcı veya lezzet verici (pekmez, vanilya, pirinç unu, meyve, sebze) katılabilir. Bu mamaların hazırlanması ve verilmesi doktor önerisi ile olur. Fakat diğer mamalar gibi hazırlanıp verilir. Bu mamaları verirken anne sütüne devam edilir.

İnek sütü allerjisi ne kadar sürer?

İlaç tedavisi var mı? İnek sütü alerjisi ilk bir yıl en yoğundur. Sonra giderek kendiliğinden azalır. İki veya üç yaş civarında ise hemen hepsi kendiliğinden düzelir. İlaç tedavisi yoktur. Çocukların genel gelişmesi normal seyreder.

 

Güneş Kremi Ürün etiketi okuma rehberi

Güneşin olumsuz etkilerinden korunmaya yardımcı ürünleri seçerken etiketine bakıyor ve şifreli bir metin varmış gibi hissediyorsanız bu rehber tam size göre.

SPF (Sun Protection Factor): Güneşe çıktığınızda cildinizin kızardığı dakikadan kaç kat daha uzun süre cildinizi koruyabileceğinizi belirler.

Açık tenli ve hassas ciltler güneşe çıktıklarında ilk beş dakika içinde kızarma eğilimindedirler. 50SPF bir ürün ile 5×50=250 dakika yani yaklaşık dört saat boyunca koruma sağlayabilirler.

30SPF bir ürün kullanırlarsa 5×30=150 dakika yani iki buçuk saatlik bir koruma sağlayabilirler. Bu şekilde güneş koruyucunuzu ne kadar zamanda bir tekrarlamanız gerektiğini de hesaplayabilirsiniz.

Cilt rengi koyulaştıkça daha düşük faktörlü bir güneş koruyucu tercih edebilir ya da daha uzun zaman aralığıyla koruyucu kullanabilirsiniz.

UVA: Cam ve sudan geçebilen, yaz kış ciltte leke ve yaşlanma belirtilerini artıran güneş ışını.

UVA’dan koruyucu bir ürünü yaz kış kullanarak cildinizin daha uzun süre genç kalması için büyük bir adım atmış olabilirsiniz.

UVB: Cilt yanığına ve cilt kanserine neden olabilen, yaz aylarında etkisi yoğunlaşan güneş ışını. Cildinizi ve varsa benlerinizi UVB’den koruyarak hem yanıklardan uzak durabilir hem de cilt kanserine karşı korunabilirsiniz.

DRY TOUCH: Mat bir görünüm tercih edenler için uygun, cilt tarafından kolayca emilen ve cilt
üzerinde ipeksi bir görünüm veren jel krem veya krem formu olan bir teknoloji. Jel krem karma ve yağlı ciltler için, krem kuru ciltler için tercih edilebilir.
MICRO FLUID ve EXTRA FLUID: Çok ince dokulu, daha çok normal ve yağlanmaya meyilli karma ciltlerin tercih edebileceği bir doku.

BB: Cilt rengi ile uyumlu, üzerinde yazan SPF’de UVA ve UVB güneş koruyucu özelliğinin yanında cildi onarıcı koruyucu ve cilt tonunu düzenleyici özelliği olan ürünler.

CC: Kapatıcı özelliği olan, üzerinde yazan SPF’de UVA ve UVB koruyucu özelliği bulunan, cildi onarıcı, nemlendirici bakım yapan ürünler.

TINTED: Üzerinde yazan SPF’de UVA ve UVB koruyucu özelliği olan, (light) açık ve (medium) orta renk olarak tabir edilen farklı renklerdeki ürünler. Cilt tipinize uygun rengi test ederek alınız.
COMPACT MINERAL: Düşük toleranslı ciltler için kapatıcı etkili, pat kıvamında, üzerinde yazan SPF’de UVA ve UVB koruması sağlayan, kolay taşınabilen ürünler.

LIP STICK/STICK LABIAL: Dudaklarda leke oluşumunu ve yaşlanmayı engelleyen, üzerinde yazan SPF’de UVA ve UVB koruması sağlayan dudak nemlendiricisi.
AUTOBRONZANT SELF TANNING LOTION: Yüz ve vücut için güneşsiz bronzlaşma sağlayan, nemlendirici ve bronzlaştırıcı losyon

BRONZER: Hem üzerinde yazan SPF’de güneş koruması hem de bronzlaşma sağlar. Yüksek koruyucu özelliği olmasına karşılık bronzlaşma da sağlayan ürünlerdir.

WATER RESIST: Suya ve tere dayanıklı ürünlerdir. Vücudu koruyan ürünlerde özellikle dikkat edilmesi gerekir. SPREY: Vücut ürünlerinde uygulama kolaylığı sağlayan ürünlerdir.

Üzerinde yazan SPF’de UVA ve UVB koruması sağlarlar.

EMULSİYON: Daha çok vücut ürünlerinde tercih edilen, geniş yüzeylere uygulama kolaylığı olan, akışkan yapılı ürünler.

LİPOZOM TEKNOLOJİSİ: İkili lipid tabakası ile çevrilmiş, içinde su fazı olan küreciklerden oluşan, hem suda hem de yağda çözünen ürünleri bünyesinde bulundurabilen ve bu sebeple de daha uzun süre koruyucu etkisini sürdürebilen ürünler.

 

Hangi güneş kremini kullanmalıyım, güneş kreminde yazılan açıklamların anlamı nedir uva  ne demek spf nedir gibi bir çok sorunun cevabını yazımızda bulabilirsiniz.

 

Bol güneşli günler dileriz =)

İlk Baharda Güneşten Faydalanın

Orhan Veli’nin şiir yazma hastalığını nüksettiren güzel havaları yaşamaya başladık. Güneş, her ne kadar yaz aylarındaki kadar güçlü olmasa da, ılık ılık ısıtmaya başladı. Bahar yorgunluğu kentlerin hemen her yerine sirayet ediyor. Giysiler hafifliyor, yüzlerde hoş tebessümler beliriyor. Ağaçlar çiçekleniyor, havaya meyve ağaçlarının çiçeklerinin güzel kokusu karışıyor. Bu aylara kadar uyuyormuş gibi görünen doğa uyanıyor, kuşların sesi daha da net duyuluyor. Canlıların metabolizmaları, doğa yaza hazırlanıyor.

Pek çok kişi diyete başlıyor, güneş ışığının olumsuz etkilerinden koruyan ürünlere yöneliyor. Henüz erken olduğunu düşünmeyin. Çok güçlü olmasa da bahar güneşi de hassas ciltlileri, yaşlıları ve bebekleri etkileyebilir. Yazın habercisi bahar güneşi Güneşlenmek deyince nedense hep yaz aylarının kavurucu sıcaklarında, sıklıkla plajlarda bronzlaşmaya çalışmak anlaşılır.

Ancak sağlık açısından bu, özellikle de dozu ayarlanamadığında çok da uygun değildir. Hatta vücuda zindelik vermek yerine onu kötü etkileyebilir, sizi sağlığınızdan edebilir. Hem ilkbaharın halk arasında ilkyaz olarak anılması da anlamlıdır.

Üstelik gerekli önlemler alınarak kış aylarında bile güneşten faydalanılabilir. D vitamininin kemik sağlığı başta olmak üzere genel olarak insan vücudu açısından önemi herkes tarafından bilinir. İşte bahar ayları, D vitaminin alınması açısından özellikle teşvik edici güzelliktedir.

Kış ve bahar aylarında öğle saatlerinde en fazla 30 dakika kadar güneş ışınlarına maruz kalmakla vücuttaki 10,000-25,000 IU D vitamini sentezlenir. Bu yüzden bahar aylarında, özellikle de çalışan biriyseniz, öğle yemeklerinizin en fazla 30 dakikasını açık bir alanda güneşten yararlanacak şekilde geçirebilirsiniz.

En sağlıklı ürün hangisi? Uzmanlar hassas ciltlere sahip kişiler, yaşlılar ve bebeklerin güneşin zararlı etkilerinden koruyucu ürünleri baharda da kullanmasını öneriyor. Pek çok kişi de zaten bu ürünleri şimdiden kullanmaya başlamış durumda. Ancak çoğunluğun merak ettiği bir konu var.

En sağlıklı ürün hangisi? Bu ürünlerin etiketlerinde yazanlar ne anlama geliyor? Ürün seçimini nasıl yaparım? Sağlıklı, mutlu ve yaşam dolu bir bahar geçirmeniz dileğiyle hem yaza hazırlık olması hem de ürün seçiminize yardımcı olması için güneşin olumsuz etkilerinden koruyan ürünlerle ilgili sorulara açıklık getirdik.

Güneşin metabolizmamızı en sağlıklı şekilde etkilediği, önemli bir mevsimdir ilkbahar. Bu mevsimde de güneşten faydalanın, lekelerden korunun.

Güneşle tanışmak ister misiniz?

Güneşin insan sağlığı üstündeki etkilerini tam olarak öğrenmek isteyenlerin dikkatine! Etkin Sağlık sizleri güneşle tanıştırıyor.

İnsanlık tarihi boyunca ilahi kudreti temsil eden, dünyamızın yaşam kaynağı güneş, her zaman tedbirle yaklaşılması gereken bir yıldız. Vücutta, mutluluk hormonu olarak da bilinen serotonin salgılanmasını sağlayan bu önemli kaynak, sağlık profesyonelleri tarafından ciddi bir antidepresan olarak da algılanıyor. Ancak sık sık belirtildiği gibi, ona tedbirli yaklaşmak gerekiyor.

Ne kapalı ortamlarda ömür geçirip onun gücünden faydalanmamak ne de özellikle yaz aylarında sabahtan akşama kadar ışınlarına maruz kalıp kötü etkilerine hedef olmak gerekiyor. Dolayısıyla güneşle ilişkiyi kurarken onu iyi tanımak ve bu ilişkide bir denge tutturmak şart. Gelin, sizleri güneşle ve onunla ilgili teknik terimlerle tanıştıralım, sorularınızı yanıtlayalım. Etkin Sağlık olarak tüm dileğimiz güneşin bedeninizi beslemesine katkıda bulunmak: Özetle toprak, güneş ve siz; bahtiyar olmanız.
Güneşten korunmak şart mıdır? Güneş, mutluluk hormonunun yanı sıra vücut kimyasının dengeli çalışması için gerekli hemen hemen tüm hormonların üretilebilmesini sağlayan bir kaynaktır. Güneşin faydalı ışınlarından yararlanıp giderek artan oranda dünyamıza gelen zararlı ışınlardan korunmak için güneş koruyucular geliştirilmiştir. Vücut çeşitli fizyolojik korunma yöntemleriyle doğal olarak kendini koruma mücadelesi vermektedir.

Ancak vücudun ömrümüz boyunca tahammül edebileceği UVA ve UVB miktarı dünyaya gelirken getirdiğimiz genetik mirastan etkilense de bellidir. Çocukluğumuzdan itibaren ne kadar çok UVA ve UVB ile temasta kalmış isek ileri yaşlarımızda bu ışınların cilt kanseri yapıcı, cildi yaşlandırıcı ve leke yapıcı etkilerine o kadar duyarlı hale geliriz. Özellikle bazı ilaçlar güneşe duyarlılığımızı artırabilirler ve bu durum leke gibi kozmetik sorunlara yol açabileceği gibi aynı zamanda cilt kanseri için de risk oluşturabilir. Bu yüzden uzmanlar cildiniz 10-15 dakikadan fazla güneşle direkt temasta kalacaksa mutlaka güneş koruyucu kullanmanızı tavsiye ederler.
UVA (Dalga Boyu 315-400NM) ışınlarının etkisi nedir? Cildin yaşlanmasına sebep olan ışındır. Yaz kış gün ışığı dediğimiz ışıktır. Camdan ve sudan geçebilir. Lekelenmeye yatkın, gün ışığı kaynaklı kırışıklık ve elastikiyet kaybı belirtilerine duyarlı kişiler, antibiyotik, antidepresan ve doğum kontrol ilaçları kullanan kişiler bu ışına hassasiyetleri artacağı için kış aylarında en az 15SPF yaz aylarında en az 30SPF’lik bir koruyucu kullanmayı ihmal etmemelidirler.

 

Safranlı ve Armutlu Kereviz Salatası

Malzemeler:

• 2 kg kereviz

• 2 adet armut

• 3 adet portakal

• Yeteri kadar su

• 3-4 adet arpacık soğan

• 1 su bardağı zeytinyağı

• 4 diş sarımsak

• 1 çay kaşığı siyah hardal tohumu

• 1,5 çorba kaşığı bal

• Kaya tuzu Süslemek için:

• Safran • 4-5 dal maydanoz

• 4-5 dal kişniş

• Pulbiber

Hazırlanışı:

• Kerevizleri küp küp doğrayın, tencereye yerleştirin. Üzerine soğan, 2 adet portakalın suyu, ezilmiş sarımsak ve zeytinyağının yarısını ekleyip 10 dakika kadar soteleyin.

• Portakalı küp küp doğrayın. Kalan zeytinyağı, bal, hardal tohumu ve 1 su bardağı sıcak suyu üzerine gezdirin.

• Tuzunu, karabiberini ayarlayıp tencerenin kapağını kapatın ve kısık ateşte pişmeye bırakın. Kerevizler yumuşayınca küp küp doğranmış armutları üzerine ekleyin.

Armut ve kereviz yumuşayana kadar pişirin.

• Soğuduktan sonra maydanoz, safran, kişniş ve isteğe göre pul biber ile süsleyebilirsiniz.

Safranlı ve Armutlu Kereviz Salatası. Sağlıklı gıdalar ve sağlıklı beslenme farklı salata tarifleri.

 

Kestaneli Lahana Sarması

Malzemeler:

1 adet ufak boy lahana

180 gr yeşil mercimek

135 ml zeytinyağı

180 gr dana kıyma (yağsız)

250 gr kestane

2 adet orta boy soğan

1 kırmızı biber

20 gr dolmalık fıstık

10 gr kuş üzümü

Yenibahar

Tarçın

Toz şeker

Tuz

Hazırlanışı:

• Lahananın kök kısmı bıçakla oyularak çıkartılır. Yaprakları tek tek ayrılır ve yıkanır. Kaynayan suda 2 dakika tutulur, çıkartılır ve süzülmeye bırakılır.

• Kestanelerin üzeri bıçakla çizilir, 1 saat suda bekletilir. Fırında pişirilir ve kabukları soyulur. Her kestane 3’e bölünür.

• Soğan ve kırmızı biber brunoise doğranır.

•Tencereye yağ konur. Soğan pembeleşinceye kadar kavrulur. Sırayla kırmızı biber, kıyma eklenip kavurmaya devam edilir, içine yeşil mercimek, üzüm ve kestaneler atılır.

• Fıstıklar teflon tavada yağsız kavrulur.

• 1 bardak sıcak su ile birlikte içe eklenip pişirilir ve demlenmeye bırakılır.

• Demlenen içe yenibahar, tarçın, karabiber ve tuz eklenir.

• Hafifçe haşlanmış olan lahana yapraklarının kalın damarlı kısmı bıçakla kesilip çıkartılır.

Büyüklüğüne göre yapraklar bir tatlı tabağı büyüklüğünde olacak şekilde ikiye veya dörde bölünür. Her yaprağın ortasına içinde 2-3 parça kestane olacak şekilde iç koyup sarılır. 2 bardak sıcak su ile kısık ateşte suyu çekinceye kadar pişirilir. Soğuyunca servis tabağına dizilir.

 

Sağlıklı Saçların Sırrı

Sağlıklı Saçların Sırrını Anlatıyor…

Dermatolog Dr. Hilal Gökalp Öneriyor;  Sağlıklı ve Güzel saçlar için doğanın sırlarını kullanın!

Sağlıklı saçların sırrı artık sizin elinizde! Koç Üniversitesi Hastanesi Dermatoloğu Dr. Hilal Gökalp, sağlık saçlara kavuşmanız için “PHYTOPHANERE”i öneriyor! Hilal Gökalp, saç hakkında bilmediğiniz önemli bilgileri sizler için paylaşıyor…
BITKISEL SAÇ BAKIM MARKASI PHYTO’dan ILK VE TEK GIDA TAKVIYESI

Saçların sağlıklı olması, yeterli proteine, vitamine ve minerallere sahip olmaktan geçer. Phyto’nun geliştirdiği PHYTOPHANERE gıda takviyesinde ise saçımız için gerekli olan birçok vitamin ve saç için yararlı bitkisel içerikler bulunur. Düzenli kullanım, sağlıklı uzayan güçlü ve hacimli saçlara kavuşmanızına destek sağlar. Phytophanere içeriğindeki Hodan ve Pirinç Kepeği Yağı ile saçlara parlaklık ve nem verir. Güç ve hacim kazandırır. İçeriğinde bulunan Bira mayası, çinko ve B6 vitamini ile saçları ve tırnakları güçlendirmeye yardımcı olurken, B2, B5, B8 ve E Vitamini desteği ile de büyümesine olanak sağlar. Omega 3 ve C vitamini takviyesi ile de antioksidan etki yaratarak yorgunluk ve stres kaynaklı belirtilere destek sağlar. Bitkisel bilimin bir öncüsü olarak PHYTO, saçınızın güzelliği için içten destek sağlıyor.
PHYTOPHANERE NASIL KULLANILIR? Saç ve tırnak için kullanım önerisi: Saç için:  4 ay -boyunca her gün 2
kapsül- düzenli kullanım sonucu sağlıklı ve hacimli saçlar. Tırnak için: 2 ay- boyunca her gün 2 kapsül- düzenli kullanım sonucu sağlıklı ve güçlü tırnaklar. ***Etkili bir sonuç için Phyto dökülme karşıtı serumlar ve şampuanlar ile birlikte kullanılması tavsiye edilir.
NEDEN SAÇLARIMIZ DÖKÜLÜR? Hormonlar ve genetik yapı ile belirlenen saç tellerinin yapısı, rengi ve kalınlığı, zamanla güneş ışınları, çevre kirliliği, sigara, diyet ve yaşam tarzı gibi çevresel faktörlerden dolayı olumsuz etkilenebilir. Belirli bir yaşam süresine sahip olan saçlarımız, sürecin sonunda dökülür.

Genel olarak en sık saç dökülmesi yapan nedenler erkek ve kadın tipi olarak adlandırılan genetik dökülmeler ile tepkisel saç dökülmeleridir. Bu tip dökülmeler dışında, deri-saç ve bağışıklık sistemi hastalıkları, enfeksiyonlar, hormonal nedenler, fiziksel veya kimyasal faktörler, doğuştan olan hastalıklar ve tümörlere bağlı olarak da saç dökülmesi görülebilir. Saç dökülmesine karşı tedavi süreci ve seçenekleri, dökülme nedenlerine bağlı olarak değişiklik gösterir. Sağlıklı saçlara sahip olmak ve saç dökülmesini en aza indirmek için, saç en çok protein, vitamin ve minerallere ihtiyaç duyar. Bu sebeple, saçların içten beslenmesi bu ihtiyaçların karşılanması için en etkili yoldur.
DR. HILAL GÖKALP HAKKINDA

Dr. Hilal Gökalp, 2004’de Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden üstün başarı derecesi ile mezun oldu. Dermatoloji ihtisasını 2010’da Gazi Üniversitesi Dermatoloji Anabilim Dalı’nda tamamladı. 2010-2013 yılları arasında devlet hizmet yükümlülüğü görevini Ankara Sincan Devlet Hastanesi ve Malatya Devlet Hastanesi’nde tamamladı. 20132014 yılları arasında M-Onep Nişantaşı Kliniği’nde Kozmetik Dermatoloji, Medikal Estetik ve Lazer uygulamaları üzerine aktif olarak görev yaptı. Dermatoloji ve Dermatokozmetoloji üzerine birçok ulusal ve uluslararası eğitim/ sertifika programına katıldı ve eğitimci olarak görev aldı.  Dr Hilal Gökalp, Eylül 2014’den itibaren Koç Üniversitesi Hastanesi’nde görev yapmaktadır.

 

Paylaşma Tutkusu

Insan “paylaşmak” için yazar.

Çocukluğumdan beri paylaşmaya odaklanmış olarak büyütüldüm. Bence herkes ruhunda bir eylem amacı ile geliyor bu dünyaya… Benim ruhumun hamurundaki anahtar eylemde “Paylaşmak” idi. Sanki ruhum üflenirken bana: Art niyetsiz, hesap kitap yapmadan “paylaş” denilmiş. Aslında eczacı unvanını alana kadar da hep yazdım, endüstride stratejik planlama, pazarlama alanlarında çalışırken de hep yazdım. Sanıyorum 12 yaşından beri yazıyorum. Önce şiir yazmaya başladım.

Lisedeki edebiyat öğretmenim “sen sadece oku, sakın kompozisyon, makale filan yazma” diye söylemesinden sonra da inadına öyküler de yazmaya başladım. Herkesin kaçırdığı bir durum var bu hayatta. İnsan “paylaşmak” için yazar. Aklıma geleni yazıyorum ben. Yolculuklarda ve müzik çalan her ortamda kısa kısa notlar alıyorum.

Çocukken güzel piyano çalıyordum. Notalara bürünmüş bedenim. Bir şarkı ile bambaşka bir yere kayar aklım, akar ruhum mesela. Bu yüzden bazen öyle dörtlükler yazıyorum ki aslında şarkı olarak çıkıyor bedenimden. Aslında Türk halkına mal olmuş bestelenmiş çok şarkı sözüm var. Ben hep geri planda kalmayı ve Amerika da yaşarken Türkiye ye yolladığım sözler bestelendikten sonra insanların duygularının bu sözlerle coşmasını, kendi ismimin kullanılmasına izin vermeden seyrettim.

İnanır mısınız öyle şarkılar da imzam var ki duysanız şaşırırsınız. Seviyorum, insanlara isimsiz dokunmaya bayılıyorum.  Arada bu şarkıları facebook da paylaşıyorum, yine tabii isim belirtmeden. Lakin bazen benim stilimi bilenler de soruyorlar bana “bu şarkıyı siz mi yazdınız?” diye… Aslında konuşur gibi yazıyorum belli bir amacım yok.

Ve herkese tavsiye ediyorum. Yazın, aklınıza gelenleri not alın. Bu sizin en büyük hazinenizdir. Aslında kitap yazmak, basmak gibi bir niyetim yoktu. Ancak yazıyordum. İnanın bilgisayarlarımda toplasanız 2 binden fazla şiir, 500 den fazla yazı var. Zaten 2003- 2008 yılları arasında hiç durmadan ABD’deki tek ve ilk internet gazetesi olan Alaturka online’da ve yine eğitim sitesi Mezun.com da köşe yazarlığı yapıyordum. Yaptığım tek şey, ruhumu akıtmak idi. Aklımdakileri beklentisiz, fazla düşünmeden, sözle düşünür gibi katıksız, süzgeçten geçirmeden yazıyordum. Hâlâ da öyle aslında. İnanın sırf bu yüzden kasmadan, germeden, düşünmeden 5 dakika içinde yazdığım bir İngilizce şiir bana “Uluslararası şair ödülü” getirdi. Kitaplarımın hepsi ruhsal yolculuklarımı anlatıyor aslına bakarsanız.

Benim hayatımdan kesitler ve deneyimlerden yola çıkarak okuyucuya vermek istediğim paylaşımlar var içinde. Okuyucu ile dertleşmek, değişik kitlelere ulaşmak ve yorumlarını almak istiyorum. Herkesin birbirinden öğreneceği bir şeyler var. Ümidim o ki; birileri benim duygularımı okuduğunda kendilerini bulacak ve belki de ulaşıp başka bir bakış açısı sunacaklar bana. Ara sıra hiç tanımadığım insanlardan “bana çok faydalı oldu”, “tam ihtiyacım olduğu dönemde bu kitap elime geçti”, “sanki ben de sizinle bu yollardan geçmişim”, “ben de yazacağım”, “çok sürükleyici” şeklinde yorumlar almaya başladım. Bu da beni motive ediyor tabii ama en önemlisi ısrarcı bir şekilde bu hızlı tüketim çağında insanlara diyorum ki “Bir dakika bir durun bir ruhsunuz bunu es geçmeyin, sarılın ruhunuza ne olur onunla yaşayın” diyorum. Ve bu konuda oldukça ısrarcıyım! Mesela diyorum ki seyahat edin, bir de nerede olursa olsun insanları tanımak için adım atın ve onların hikâyelerini dinleyin.

Netice de bir bedeniz bu yaşamda ancak baksa ruhlarla seyir ediyoruz. Bu insanların etrafımızda olması tesadüf değil. Onlarda aynı yerden geliyor ve aynı yere yürüyor dolayısı ile hepimiz biriz. Sadece değişik platformlarda yaşıyoruz o kadar. İnanın ben bir işe kalkıştığımda ister sosyal sorumluluk projesi olsun, ister bir ticari iş olsun, değişik platformlardaki hiç bir ayırım yapmadan tanıdığım, tanıştığım insanlar el ele veriyorlar. En son Çorum Atatürk İlkokulu’ndan bir sınıf annesinin Twitter da çağrısını duydum. Kitap çağrısında bulunuyordu. Sesi duydum, kendisine ulaştım, durumu gördüm ihtiyaçları kitaptan fazlası idi ve kolları sıvayıp aşk ile bu ilkokuluna sıfırdan kütüphane yaptırdım.

Hiç tanımadığım insanlar kitap yolladılar, herkes bütçesine göre yardım etti. Şimdi o kütüphane; o gönlü geniş insanlar sayesinde ekstra bilgisayarlarla donatıldı. O yüzden okuyuculara mesajım, güvenlik görevlilerinden, otobüste yanlarında tesadüfen oturan insanlarla bile sohbet etsinler. Herkesin birbirine vereceği bir öğreti var bu hayatta. Sesleri duyun, verin, paylaşın ve ne olursa olsun yeni insanlarla tanışın ve hayatta beraber akın. İki şiir kitabı çıkardım. Beşinci ve altıncı kitaplarım çıkmak üzere demek ki hobiler eserlere dönebiliyor.

Unutmayın en büyük miras insanların akıl ve ruhlarında “iz bırakmak”tır bu da ancak paylaşmak ve onlara dokunmakla olur. Beni sorarsanız artık hayatın doyum noktasında aradığım tek duygu “Sevilmek”, gerçekten koşulsuz sevildiğim bir insanla tüm hayatımı “paylaşmak”.

Bu arada hem eczanemde insanlara sağlık danışmanlığına devam edecek hem de tabii yine diğer hobim olan öğretime Biruni Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nde ders vererek devam edeceğim.

 

Ecz. Leyla Mine Tanda

Tıbbi Aromaterapi

Herbir aromatik bitkide bulunan uçucu yağ özü onlarca hatta yüzlerce organik aktif bileşen taşır ve bunların hepsi insan vücudunda çok faydalı etkilere sahiptir

Aromaterapi; bitkilerin uçucu yağlarını kullanarak terapi ve bütünsel tedavi sağlama tekniğidir. Her ne kadar aroma dediğimizde, inhalasyonla uçucu yağlardan faydalanmak algılansa da, Aromaterapide uçucu yağları sabit yağlarda seyrelterek cilt üzerine uygulamalar da yapıyoruz.
UÇUCU YAĞLAR; Bitkilerin kök, çiçek, gövde, reçine, yaprak veya tohumlarından distilasyon (damıtma) yöntemiyle elde edilen çok konsantre özlerdir. Bu yağlar o kadar konsantredir ki…  Örneğin, 4 ton gül yaprağından 1 litre gül yağı elde edilebilir.
SABIT YAĞLAR; Bitkilerin tohumlarından soğuk sıkım yöntemi kullanılarak elde edilen yağlardır.

Hindistan cevizi yağı, Jojoba yağı, Susam yağı, Zeytin yağı sabit yağlara birer örnektir. Bu yağlar ciltten az emilir, cilt üzerinde bariyer oluştururlar. Uçucu yağlar ise, ciltten hızla emilerek derimizin bütün katmanlarına etki eder ve son olarak lenf sıvısına dahil olurlar.

AROMATERAPI NASIL ETKI EDER? MEKANIZMASI NEDIR?

Uçucu yağ özleri molekül olarak çok çok küçüktür, öyleki hava ile etkileşince hemen gaz olurlar ve biz onları koku ve aroma olarak algılarız. Sadece güzel kokulu mudurlar peki bu gaz hale geçen kokulu minnacık partiküller? Hayır! Çünkü herbir aromatik bitkide bulunan uçucu yağ özü onlarca hatta yüzlerce organik aktif bileşen taşır ve bunların hepsi insan vücudunda çok faydalı etkilere sahiptir. Bu iyileştirici organik özler koku merkezimizin, beynimizde hemen limbik sitemimizin önünde olmasından dolayı anında beyne iletilirler. Yaradan bizi öyle güzel tasarlamış ki, her bir  anatomik olayda hayretlere düşüyorum. Koku reseptörleri tarafından beyne iletilen uçucu yağlardaki aktif maddeler, beynimizde bize huzur, mutluluk, keyif veren hormonları tetikler. Sadece bununla da kalmaz Asetil kolin gibi öğrenmemizi, hafızamızı ve dikkatimizi kontrol eden nörokimyasalları da tetikler, tam da bu sayededir ki, biberiye ve nioli deki 1.8 sineol çocuklarda  ve yetişkinlerde konsantrasyon ve dikkati toparlar.

Yalnız biberiye Kafur içermeyen biberiye olmalıdır. Her aktif bileşen de masum olmuyor gördüğünüz gibi, işte tam da burada ne demek istediğim, aylardır niye Tıbbi Aromaterapi, niye sadece eczanelerden alınmalı uçucu yağlar konusuna da bir açıklama olmuş oluyor. Sentetik kokular, koku reseptörü tarafından limbik sisteme iletilmez, terapötik değerleri yoktur.

Aktarda ayçiçek yağına damlatılmış sentetik lavanta esansları aromatik yağ diye 5 TL’ye satılıyor. Bunların hiçbir kıymeti yok. Bilakis zararı var. Fazladan yoruyoruz sistemimizi.

Tıbbi Aromaterapi
CILTTEN UYGULANAN AROMATIK YAĞ KARIŞIMLARI NASIL PSIKOLOJIMIZI DE ETKILIYOR?

Yukarıda bahsettiğim gibi, uçucu yağlar havayla birleşince gaza dönüşüyor ve biz de onları koklama, inhale etme yoluyla vücudumuza alıyoruz. Örneğin; Akneli cilt için: Tamanu sabit yağına, Palmarosa Frankincence Nioli Limon yağlarından yeterli dozlarda
karışım yaptık. Sizce bu karışım sadece akneleri mi kurutuyor??

Yoksa…….. Burada Palmarosa içerisindeki geraniol sayesinde hem akneyi kurutacak, çünkü akne vulgaris adlı akneye sebep olan bakteriyi öldürecek hem, lekeyi açacak, hem cildin nemini dengeleyecek, cilt kurumadan akneler kuruyacak. Aynı zamanda yine aynı palmarosanın içindeki geranil aldehit, beynimizde yaptığı etkileşimle, serotonin hormonunu harekete geçirip bize keyif verecek. Siz hiç olanın bitenin farkında değilken, duygusal tepki vereceksiniz bu yağın sayesinde ve bu tepki, rahatlamak, keyiflenmek olacak. Aynı şekilde, Limon yağı da içerisindeki d -limonen sayesinde  sizin bağışıklığınızı güçlendirecek,  citral sayesinde yağ salgınız dengelenip akne üremesi azalırken, citral aldehit keyif olarak duygusal tepki vermenizi sağlayacak. Çünkü limbik sistem koku soğancığından gelen her uyarıya bir duygusal tepki geliştiriyor. Biz onlara, mutluluk, sakinlik, huzur ve rahatlama diyoruz. Çünkü parasempatik sinirler uyarılıyor.

Frankincence günlük, çok irinli iltihaplı aknelerin kurumasına -içerisindeki, pinen mirsen gibi monoterpenler sayesinde- yardımcı olurken, anti enflamatuar etkisiyle aknede zonklamayı azaltmakta rol oynayacak. Öbür taraftan sakinlik, ruhsal durumda pozitif etkiler sizde dinginlik ve huzur olarak duygusal tepkiler açığa çıkaracak. Nioli uçucu yağı da, burada antiviral, antibakteriyel etkiler gösterecek 1.8 sineol den dolayı. Ama bununla da kalmayacak, 1.8 sineol sizde öğrenme ve hafıza hormonu olan asetil kolini ve endorfini tetikleyerek, dikkat, konsantrasyonu arttırıcı duygusal tepki açığa çıkaracak.

Daha ne olsun, sadece aknenizden kurtulmuş olmuyor, takıntılardan, stresten de arınmış oluyorsunuz. Hem de hiçbir yan etki almadan.

İŞTE BUNU ADI TERAPİ dir. Bütünsel terapi tam da budur. Aromaterapi tam da budur. Bu karışıma ardıç ve birazda adaçayı uçucu yağları eklediğimizde eğer içlerindeki aktif bileşenler doğru oranda ise ve eğer bu yağlar doğru kemotiplerden elde edilmişse ve tabii organikse, stresi tetikleyen Kortizol hormonu %36 azalacak, bu bilimsel çalışmalar ve makalalerle ispat edildi.

Ama, burada  UÇUCU YAĞIN  doğru ürün olması çok önemli, her uçucu yağın kompozisyonunda, farklı oranda oluyor bu bileşenler, her yağda bu maddeler ya yok, ya yağ sentetik ya da doğru kompozisyonda değil. İşte bu yüzden aktarda uçucu yağ aramayın, tıbbi hiçbir uçucu yağ eczane dışında olmaz, olamaz, hem yasak hem zaten pahalı. Ve yine işte bu yüzden benim formüllerimi rastgele yağlarla denemeyin. Tutmaz çünkü. Ben formülleri getirttiğim yağların içindeki aktif madde kompozisyonuna göre oluşturuyorum.

Çok eczacı arkadaşım dönüyor sizinkiyle yaptığım iyiydi, başka yağ koydum yan etki yaptı diyor. Doz her şeydir, ben dozunu yağımın kompozisyonuna göre belirliyorum. Lütfen detayları eczacı ve doktorunuza danışın, doğru uçucu yağları bulun ve gerçek aroma yani kokulu terapiye kavuşun.
UÇUCU YAĞIN  doğru ürün olması çok önemli, her uçucu yağın kompozisyonunda, farklı oranda oluyor bu bileşenler, her yağda bu maddeler ya yok, ya yağ sentetik, ya da doğru kompozisyonda değil.

 

Ecz. Hülya Kayhan

 

Doğal Lateks Yatak (Latex)

Mobilya – Yatak

GommaGomma  EURO LATEX üyesi olup Euro Latex ECO-Standard dünya stanadartlarına uygun olarak üretilmektedir. 18 cm %100 Lateks Kauçuk ağacının öz sütün den üretilmiş olan doğal bir yataktır tropikal bölgelerde elde edilen süt işlenerek yatak haline getirilmiştir 7 zone özelliği 7 farklı alanda farklı direnç gösteren ortopedik ve anatomik yataktır. Daha rahat ve ortopedik uyku uyumanıza ve yardımcı olur esnek yapısı sayesinde bedendeki boşlukları doldurarak omurgayı ideal düzlükte tutar ve bel bacak basen ve kas ağırlığının giderilmesinde yardımcı olur.


İçerisinde herhangi bir yay yada metal içermediği için statik elektrik barındırmaz buna bağlı uyku düzensizlikleri kas ağrısı baş ağrısı ve yorgunluk gibi etkilerden tamamen uzak bırakır.

18 santim %100 lateks yapısı sayesinde her iki tarafını da aynı performansla çok uzun yıllar boyunca sentetikden uzak kalarak gönül rahatlığıyla kullanabilirsiniz.

Lateks doğal doğası gereği nefes alabilen bir malzemedir ayrıca ürün de bulunan havalandırma delikleri sayesinde nefes alma özelliği katlanarak gece boyunca ideal uyku ısısının yakalanmasını sağlar böylece serin ve kuru bir uyku deneyim sunar kullanılan büyük gözenekli delikler sayesinde havalandırma ekstra düzeye çıkartılır ve yatağa bağlı terlemeyi önler fermuarlı çıkartıp yıkanabilir özellikle anti bakteriyel ve anti mite kılıfı sayesinde daha hijyenik daha kullanışlı bir yapıya sahiptir.

Ortopedik, rahat, vücudunuzun şekliyle uyumlu ve sağlıklıdır. Tamamen hava alabilir yapısı ile teri emer koku yapmaz. Esnek ve darbe emicidir sürekli, yumuşaklık ve süspansiyon hissi verir. Uzun ömürlü olup asla zamanla çökme yapmaz anti-bakteriyel mayt ve mikrop oluşumunu engeller.

En iyi rahat yatak ortopedik

Doğal lateks yatak 18 yüksekliğinde tamamen doğal lateks organik cotton yıkanabilir kılıflı. ” İtalya & Belçika üretimi” tek ve çift kişilik yatak ölçülerinde.
Lateks doğal kauçuk, Ekvator altı alanlardaki ağaçların ve ağırlıkla Havea Brasiliensis ağaç hücrelerinin ürünüdür.

Doğal Lateks Yatak Özellikleri ve Fiyatı

Yatak fiyatları 2000 TL – 5000 TL arasında yatak ölçüsüne göre değişmektedir.

Güncel doğal lateks yatak fiyatlarını https://www.homelli.com.tr adresinden inceleyebilirsiniz.
Modern kimyanın doğal lateksin molekül özelliklerine kopyalayarak, sertleştirme işleminden geçirdikten sonra, kauçuğa son derece benzer özellikler gösteren bir polimer elde etmiştir.

Doğal lateksin özelliklerine ek olarak GommaGomma & Artilat lateksde bulunan gözeneklerin arasındaki 7 önemli bölgeye gelişmiş geometrik özellikler ekleyerek, yüzeyi kişiselleştirmiş desenler ortaya çıkarmaktadır.

Ayrıca, sürekli araştırma ve geliştirme yapmamız bize malzeme ve tedavi konuları açısından yenilikçi çözümler sunmamıza olanak vermektedir.

Lateks organik yaşam tarzının uyku halidir…
Lateks yataklar, ağırlığınıza, omurga şeklinize ve yatma alışkanlıklarınıza sağladığı uyum ile dünyada milyonlarca tüketicinin tercihi haline gelmiştir.

Yaysız yatak Doğal Lateks

İtalyan & Belçika Lateksi çünkü;
Çünkü dünyada çok az bulunan lateks üreticilerinin üretim sürecinde yeterli teknik bilgi ve bu alanda gerekli deneyime ihtiyaçları vardır.

Teknik bilgi ve üretim özelliklerini tipik el işçiliğiyle birleştiren GommaGomma ’ın teknik uzmanları ve mühendislerine güvenebilirsiniz.

Bu ayrıntı bizi dünyandaki diğer üreticilerinin arasında esnek, detaylara dikkatli, estetik ve zerafet açısından diğerlerinden bir adım önde olmamızı sağlıyor.

Buna ek olarak, yüz yıllardır üretim tecrübesi ve üretimin eş anlamlısı olan ‘Made In Italy” markası zaman içinde İtalyan ürünlerinin kalitesi ve güzelliğinin her şekilde garanti etmeye devam etmektedir.

GommaGomma (İtalyan latex markası) 1955’lerin başından bu yana lateks yatak ve yastık üreticileri arasında tartışılmaz bir lider konumunda. Piyasaya sunduğumuz geniş ürün yelpazesi sayesinde, birbirinden çok farklı ticari alanlara hitap etmekteyiz.
Uzun yıllardır elde ettiği lateks yatak tecrübesini şimdi Türkiye’de siz kullanıcıların hizmetine sunuyor. Doğal ve üstün bir yatak olan lateks yataklar dünyanın bir çok yöresinden sonra artık Türkiye’de. Belçika, Çek Cumhuriyeti ve Guatamala’da lateks işleme ve üretim tesisleri bulunan firmamız Avrupa, Amerika ve Asya kıtasındaki bir çok ülkede faaliyetlerini sürdürmektedir. Yüzlerce çalışanıyla sizlere ve ailenize daha sağlıklı, daha ergonomik ve daha kaliteli ürünler üretmek adına kendisini yenilemektedir. EuroLateks, ISOTEKS, LGA, TUV gibi bir çok geçerli sertifikaya sahip Rainforrest Alliance üyesi bir firmadır.

Dünyanın en kaliteli lateks sütünden son teknoloji makineler tarafından pişirilerek üretilmektedir. Lateks ormanından başlayan serüven evinize kadar titizlikle planlanır ve size en üstün kalitede ve en doğal ürünler ulaştırılır.

Günümüzün hızlı ulaşım, iletişim olanakları ve artık kısalan mesafeler sayesinde bütün dünyaya %100 Made in Italy ‘GommaGomma’nin lateks estetiğinin mükemmelliğini sunmak için fırsat yakaladık.

Yatak kılıflarımızda BELÇİKA Bekaert Tekstil firmasının %100 Pamuk Organik Kotton ve Tence kılıfları kullanılmaktadır.

El değmeden üretilir. Anti Alerjik, Anti bakteriyel bir üründür.

Misk Adaçayı

“Curmoritur homo, cui salvia crescit in horto?” Ortaçağda eski Italya’da Salernitan Tıp okulunda yapılan eğitimden kalan bu Latince sözlerin Türkçesi; “Bahçesinde adaçayı yetişen bir kimse niçin ölüyor?”
Adaçayının sağlık için ne kadar yararlı olduğunu, her derde deva olduğunu açık bir şekilde ortaya koyan bir ifade. Canlandırır, Temizler, Ilham verir… Misk Adaçayı, tüylü kalp şeklinde yaprakları ve çok sayıda soluk mavi, pembe veya beyaz çiçekleri ile 30 ila 120 cm yüksekliğine erişebilen iki veya çok yıllık bir bitkidir.

Avrupa’nın güneyinde (Akdeniz Ülkelerinde) yapraklarını dökmeyen çalıları yaklaşık 450 çeşitinden oluşan bir familyaya (Labiatae = Lamiaceae) aittir. İngilizce ismi Clary, Latincede “berrak” anlamına gelen “Clarus”sözcüğünün, bitkinin göz şikayetlerinin tedavisindeki rolünü yansıtmak üzere türetilmiştir.

Tohumlarından demlenerek yapılan geleneksel sıvı yorgun ve ağrılı gözlere uygulanırdı. Salvia familya ismi, kurtarmak, tedavi etmek anlamına gelen “Salvare” sözcüğünden türetilmiştir. Bu isim Adaçayı Bitkisinin uzun ömürlülüğü sağlayan şifalı bir bitki olarak görüldüğünü yansıtmaktadır ki, Roma’lılar tarafından “Kutsal ot” olarak adlandırılmıştır. Aromaterapide Adaçayı (Salvia Officinalis) uçucu yağının önemli bir limitasyonu vardır.

Zehirli keton olan %50 tüjondan oluşmuştur. Bunun için aromaterapide Misk Adaçayının (Salvia Selerea) uçucu yağı normal dozlarda kullanıldığında tamamen güvenlidir ve aromaterapide kullanılan en önemli uçucu yağlardandır. Doğu tıbbı açısından kısmen Mercan köşk yağı gibidir. Misk adaçayının yağı da hem Qİ enerjisini güçlendirir, hem de sıkışmış Qİ enerjisini rahatlatır, dolaşıma sokar.

Dolayısıyla hem etkili bir tonik ve ayrıca kayda değer bir antispazmotiktir. (Köklerinin 5000 yıl öncesine dayandığına inanılan Qigong, geleneksel Çin tıbbında, “Yaşam Enerjisi” diye de tanımlayabileceğimiz “Qİ” enerjisinin dengeli ve düzenli bir şekilde bedende akmasını sağlayacak çalışmalara verilen genel addır).

Düzenleyici etkileri, antispazmotik özellikleri, analjezik aksiyonları aynı lavander yağı gibi; kas tutulmalarına, spazmlarına, yorgun ve ağrıyan ayaklara, baş ağrısına ve migrene endikedir. Mide ve bağırsaklardaki enerjinin akışını düzeltmesinin yanı sıra karın şişkinliğine, gaza, ibs (İrritabl bağırsak sendromuna) iyi gelir. Jinekolojik olarak Servi (cypress) kadar önemli olan Misk Adaçayı yağı adet öncesi dönem stresini (Premenstrual tension) azaltmak, adet ağrılarını (menstrual) hafifletmek için kullanılabilir.

Doğum sırasındaki ağrılar için de kullanışlıdır. Akciğerlerdeki enerjiyi güçlendirmek (Lung_Oİ), dolaşıma sokmak için kullanılabilir. Bu nedenle yorgunluk, tık nefeslik ve diğer taraftan astım belirtileri için endikedir. Hafif balgam söktürücü, boğaz enfeksiyonları ve bronşitte kullanılabilir Kas tutulmalarına, spazmlarına, yorgun ve ağrıyan ayaklara, baş ağrısına ve migrene endikedir. Mide ve bağırsaklardaki enerjinin akışını düzeltmesinin yanı sıra karın şişkinliğine, gaza, ibs (İrritabl bağırsak sendromuna) iyi gelir.

Misk       Adaçayı Misk       Adaçayı
Aromaterapi
(Okaliptus ile birlikte verilebilir.) Onun otsu, misk kokulu, toprağımsı kokusu hem zihni sabit tutma, hem de rahatlama etkisine sahiptir. Hayatımızdaki kasılmaları rahatlatan ve iç güdülerimize berraklık getiren Misk Adaçayı yağı, aynı zamanda bir ilham kaynağıdır.
Kış Bunalımı (Winter Blues); – 6 damla Clarysage (Misk adaçayı) uçucu yağ (u.y) – 5 damla Mandarin u.y – 3 damla Limon u.y – 1 damla Peppermint (Tıbbı nane) u.y İnhalere’e ya da koton pamuğa damlatılır, koklanır.
Astım Için Masaj Yağı; – 40 ml tatlı Badem yağı (ya da Jajoba yağı) – 1 damla Clary Sage u.y – 1 damla Frankincense u.y – 1 damla Niaoli u.y Göğüse ve sırta günde 2 kere masaj.
Kabızlık Için; – 50 ml Ayçicek yağı (2.yağı) (Sunflower) – 2 damla Kişniş (Coriander) u.y – 1 damla Misk Adaçayı (Clary Sage) u.y – 1 damla Zencefil (Ginger) u.y Saat yönünde masaj, göbek deliği etrafına günde 2 kere digestive (sindirim) sistem rahatsızlıkları için.
Menepozda Masaj Yağı;  – 120 ml Taşıyıcı yağ (Jojoba, Tatlı Badem)  – 16 damla Clarysage u.y (Misk Adaçayı)  – 16 damla Geranium u.y (ıtır)  – 16 damla Lavender u.y (Lavandula angustifoliu, Tıbbi Lavanta) Lavanta rahat uyku sağlayacaktır. Yatmadan 15 dakika önce banyo suyuna 1 yemek kaşığı ilave edilir ya da masaj olarak uygulanır.

Yaklaşık 8 kerelik masaj karışımıdır.
Adaçayı Ile Yapılan Tıbbı Bitki Çayları: – Ağız, diş, boğaz yaralarında ve protez vurmalarında, gargara olarak: Salvia Folium (Adaçayı Yaprağı) 25 kısım Matricariae Flos (Tıbbi papatya) 25 kısım (Mayıs papatyası çiceği) Droglar kabaca parçalanır.

Bu karışımda; – 2 tatlı kaşığı üzerine 250 ml. kaynar su eklenir. Fincanın ağzı kapatılır. 10 dakika bekletilir, süzülür, her saatte bir gargara yapılır. Her seferinde çay taze hazırlanmalıdır.

Bu çaya her birinden 20 kısım olmak üzere Tymi Herba (Kekik) eklenip başka bir çay formulü de yapılabilir. 2 tatlı kaşığı çay karışımına 150ml. kaynar su ilave edilerek 10 dakika bekletilir, süzülür, yudum yudum içilir. Boğaz ağrıları, ateşli soğuk algınlıkları, bademcik iltihaplarında kullanılır.
Adet gecikmeleri, terleme, menopoz, ateş basmaları ve süt kesmek için tıbbi çay formülü: 3 gr. Ada Çayı yaprağı 250 ml. kaynar su dökülür. 10 dakika bekletilir, süzülür. Günde birkaç fincan içilebilir. Fazlası çarpıntı yapabilir, aşırı tüketimden kaçınılması gerekir. Not: Tıbbi çay reçetelerinde kullanılan Kısım=Gram, Kaşık olabilir. Adaçayı ise; Salvia Triloba veya Salvia Officinalis olmalıdır. Yaprak kullanılır. Kabaca Parçalanır. Hamileler kullanmamalıdır.
Kaynaklar: Gabriel Mojay “Aromaterapi” kitabı, Prof. Dr. Erdem Yeşilada “Iyileştiren Bitkiler” kitabı Elizabeth Ashley “The Secret Healer” kitabı, Tıbbi Çay Reçeteleri (Eczanelerde Tıbbi Çay Hazırlanması Eğitim Programı) Prof. Dr. Filiz Meriçli, Prof. Dr. Ali Meriçli, Prof. Dr. Afife Mat, Prof. Dr. Nurhayat Sütlüpınar.